Kategori: Mazide bir derin yara mıdır?

Yıllar önce, yaşımın ortaya çıkmaması için kesin tarih vermeyeceğim, Oruçgazi Ortaokulu ve Pertevniyal Lisesinde okuyorken, Fatih'te oturuyorduk. Zaten doğum yerim de orasıdır. Yaşamımın ilk yılları, hep o bölgede geçti. Fatih deyince, akla uzun bir cadde gelirdi, Fevzi Paşa Caddesi. Hala da öyledir. Öyle bir caddedir ki, Avrupa yakasının Bağdat Caddesi olarak adlandırabilirim. Aslında ondan önce […]

Devamı

'80 öncesiydi. Olaylar öylesine artmıştı ki, bir ortaokul öğrencisi olarak ben bile etkileniyordum. Halbuki olayların merkezi üniversiteler sanılıyordu. Daha sonra mezun olacağım okulum olan Pertevniyal Lisesi, o sıralarda okuduğum Oruçgazi Ortaokulunun bir kaç metre aşağısındaydı. Yürüyerek 20 saniye… Bağırsanız duyarlar. Ama bizim aklımız bahçede top koşturmaya çalışıyordu, ancak. Liseden gelen sesler ise, hiç de top koşturmaya […]

Devamı

Birçok kişinin aksine, doğum yerim İstanbul-Fatih. Yani artık eski İstanbullulardan olduğumu söyleyebilirim. Eski haliyle Fatih, İstanbul’un merkezi ve gözbebeklerinden biriydi. Bütün Türkiye’nin İstanbul’a ulaştığı yer olan Topkapı, birkaç kilometre mesafedeydi ve şehir dışından gelenlerin ilk uğrak yeri oluyordu. Hele ki çalışıp, kazandıklarıyla ailesinin geçimini sağlamaya çalışan gurbetçilerin, vazgeçilmez durağıydı. Fatih’in merkezi, bence, Kıztaşı idi. Bizans döneminden […]

Devamı

Babam, İstanbul Belediyesinde çalışıyordu. O zamanlar daha Büyükşehir kavramı oluşmamış, ama illerin yanı sıra ilçelerin belediyeleri de varlığını kabul ettirmişlerdi. Yıl 80’li rakamlardaydı. Hukuk işlerinde görevliydi ve belediyenin avukatları sayesinde belediye kanunlarını iyi bilirdi. Hukuk işlerinde olmasının bir diğer artısı da, mahkeme salonlarını iyi bilmesiydi. Malum, belediyenin hukuk işlerinin etkin olduğu mekan, adliye idi. Normal […]

Devamı

Radyo günlerimde, programa gelen mektup, faks ya da telefonlar, tek tek incelenir ve genel ahlaka aykırı bulunanlar ayrılarak, hem de tarafsız olarak ayrılarak, yayınlarda kullanılmak üzere, ilgili kişilere verilirdi. Öyle yandaş filan gibi kavramlar yoktu. Olması için çabalayan gökçek gibi ne idüğü belirsiz kişiler de gelmişti, yayınlarımıza. Canlı bağlananların yerin dibine sokmasından mıdır bilemiyorum, o zihniyetin Doğan […]

Devamı
Yukarı